İŞ KURUYORUM

  • i kuruyorum

6 Responses to İŞ KURUYORUM

  1. Home Advertising – Eviçi Pazarlama Türkçesine ne yazacağımı bilemedim işin doğrusu. Kısaca anlatayım: Birçok firma size aldığınız ürünlerin yanında -ki benim en çok Lipton’da dikkatimi çekiyor, kendi logolarının olduğu bir demlik veya çay kabı veriyorlar, evinizde kullanabileceğiniz ürünler veriyorlar. Bu ürünleri kullanırken firmanın reklamını da sürekli gözünüzün önüde tutuyorsunuz.Bu tip reklam ürünlerine aklıma gelen örnekler şunlar;

    1- Her türlü kırtasiye(kalem, kalemlik, ajanda vb.)
    2- Özel aksesuar (anahtarlık, kol saati vb.)
    3- Duvara asılanlar(takvim, imsakiye)
    4- Ev aksesuarları(saat, vazo, resimlik vb.)
    5- Araba aksesuarları – Ev konseptinde özelimize girdiği için ekliyorum
    6- Gadget’lar – mp3 player vb.

    Şimdi bunları güzellikle(paşa paşa-bu deyimi çok severim lakin neden paşa dendiğini bilmem) alıp evimize sırf “bedava” olduğu için koyup hem yararlanıyor hem de reklam yapılmasını sağlıyoruz. Neden evlerimizi internet erişimi, indirim vb. kolaylıklar sunanlara reklam için kullandırtmayalım.

    Fakat yine dikkati çeken bir şe, bu tip eşantiyon vb. uygulamalarda aile ya da kişi bazına indirgenmeyen bir pazarlama politikası güdülmesi. Halbuki bu düzeyde bir strateji ile ev içi reklam tasarlansa(gelir düzeyi, aile odaklı vb.) çok daha akıllıca olur düşüncesindeyim.

    Bizi sokakta ya da çeşitli yerlerde(mağaza, alışveriş merkezleri vb.) çeşitli tarayıcılarla (vücut ısısı tarayıcıları, retina okuyucular, hareket izleyiciler vb.) izleyerek pazarlamalarına yön verenler eğer evde 3 gün uykusuz geçirdiğimi izleyebilseler bana sağlık merkezi ya da doğru beslenmeye ilişkin önerileri getiremezler mi?

    Para karşılığı reyting ölçümü için Tv izleme alışkanlıklarını takip ettiren ve satanlar yok mu? Demek ki evin içine ne kadar akılılıcas girerseniz ve bunu yaparken kişileri kullanmak yerşne onlara dafayda sağlayıp win-win bir ortam yaratırsanız bu işten herkez kazançlı çıkmaz mı?

    Ev içi reklama yönelik sizin alternatif önerileriniz neler?

    Kaynak: Savaş Şakar

  2. Küçük İşlerle Büyük Para Kazanan İşletmeler

    Küçücük bir alana sıkışmış olsalar da yıllardır değişmeyen lezzetleriyle vazgeçilmez olan küçük dükkânlar, lüks restoranlardan daha fazla ciro elde ediyor. Bu lezzet durakları, aynı zamanda CEO’ların, sporcuların ve ünlülerin de vazgeçemediği yerler.Onların gözleri hiç yükseklerde olmadı… Ünleri kulaktan kulağa yayıldı… Hepsinin ortak özelliği kalitelerinden ödün vermemek için vazgeçemedikleri küçücük dükkânları… Kiminin dükkânı 5 metrekare, kiminin ise 20… Ama bu küçücük dükkânlarda yarattıkları özel lezzetlerle paraya para demiyorlar.
    İstanbul’un dört bir yanında bulunan lezzet noktaları başarıları ile parmak ısıttırıyor. İş, sanat ve spor dünyasının tanınmış simalarının kapısında kuyruk olduğu Diyarbakırlı Çetin Ailesi’nin dürümcü dükkânı, 142 yıldır aynı yerde hizmet veren Sirkeci’deki Filibe Köftecisi, 1969 yılından beri tek bir dükkânla ayakta duran ve rekor satışlara imza atan Ali Usta Dondurmacısı, İnci Profiterol, Barış Büfe, Bulgar’ın Kaymağı bu lezzet duraklarından sadece birkaçı.

    CEO’ları kuyruğa soktu
    Geçim sıkıntısı çektikleri için 1997 yılında Diyarbakır’dan İstanbul’a göç eden Çetin Ailesi, kendi üretimleri olan dürümle ününe ün katıyor. Yasin Çetin ve dört kardeşinin babalarının, “Bizim işimiz kebap. Bildiğimiz işi yapalım” öğüdünü dinleyerek İstanbul Fulya’da dürüm arabası ile başladıkları satışa bugün yaklaşık 30 metrekarelik dükkânlarında devam ediyor. Yedi ay önce geçtikleri dükkânlarının müdavimleri arasında kimler yok ki… CEO’lardan ünlü mankenlere, sanatçılardan sporculara kadar Türkiye’nin ünlü simaları akşam saatlerinde dükkânın önünde kuyruk oluyor. Çetin kardeşler bu nedenle de dükkânlarının ismini de Meşhur Fulya Dürümcüsü koymuş. Onları meşhur eden el arabalarını da dükkânın başköşesine yerleştirmişler. O araba şimdi onların mangalı…
    Çetin, “13 yıl el arabasında satış yaptık. İlk müşterilerimiz taksici ve öğrencilerdi. Kısa sürede ünümüz kulaktan kulağa yayıldı. CEO’lar, sporcular, sanatçılar, mankenler el arabamızın önünde sıraya girip dürüm bekler oldu. 7 ay önce de bu dükkâna geçtik” diyor. Hafta içi günde yaklaşık 750 adet dürüm satılan dükkânda, hafta sonları rakam bin adedin üzerine çıkıyor. Aylık cirolarının 150 bin TL civarında olduğunu ifade eden Çetin, yaklaşık 30 metrekarelik dükkânlarının tüm aile üyeleri ve 10 çalışanı da dâhil olmak üzere 60 kişinin geçimini sağladığını söylüyor.
    Çetin, dürümlerinin yatırımcıların da dikkatinden kaçmadığını söylüyor ve bayilik talepleri aldıklarını anlatıyor. Çetin, “Önümüzdeki 2 yıl içinde şubeleşmeyi düşünüyoruz” diyor.

    Günde 2500 profiterol
    Arnavut kökenli Lucas Zigoridis tarafından kurulan ve 1944 yılından beri Beyoğlu’nda aynı yerde hizmet veren İnci Profiterol’ün sahibi Musa Ateş, 12 yaşından beri burayı ayakta tutuyor. Yaklaşık 45 metrekarelik bir mekânda hizmet veren İnci Profiterol’ün de müdavimleri oldukça fazla. Günde 2 bin-2 bin 500 porsiyon profiterol satılan dükkânda kışları ise bu rakam daha da yükseliyor. Kışın 3 bin 500 porsiyon satış yapan İnci Profiterol’ün başka şubesi bulunmuyor. Buna rağmen porsiyonu 5 TL olan profiterol satışından işletmenin elde ettiği ciro ise yaptığımız hesaplamalara göre yaklaşık 375 bin TL.

    Beş saat içinde 300 porsiyon köfte satışı
    1867 yılında Filibe’den gelen aile büyükleri tarafından kurulan Meşhur Filibe Köftecisi, 142 yıldır Sirkeci’de hizmet veren bir marka. Babasının ölümünden sonra işlerin başına geçen Münevver Erpak, ailenin dördüncü kuşağı. Onların ünü, köftelerinin 140 yıldır değişmeyen lezzeti. Köfte reçetesini sır gibi saklayan Filibe Köftecisi, sadece 11:00 ile 16:00 arasında açık. Siyaset, sanat, spor ve iş dünyasından pek çok müdavimi olan Meşhur Filibe Köftecisi’nin mönüsü köfte, piyaz, çoban salata ve tatlıdan oluşuyor. Yaklaşık 20 metrekarelik dükkânda beş saatte porsiyonu 7 TL’den 300 porsiyon satıyor. Salata içecek gibi ürünler de eklendiğinde Filibe Köftecisi’nin aylık cirosu bizim hesaplamalarımıza göre yaklaşık 90 bin TL. Münevver Erpak, “Tarifimiz 1867 yılından beri değişmedi. Tarif ustalardan ustalara geçerek aynı tat ve şekilde devam etmemizi sağlıyor” diyor. Şube istekleriyle karşılaştıklarını belirten Erpak, “Kalite ve tadın bozulabileceği düşüncesiyle buna karşıyız. Ancak kendimizin işlettiği Anadolu yakasında şube açma düşüncesine sıcak bakıyoruz” açıklamasını yapıyor.

    Günlük 1 tona yakın dondurma satışı
    1969 yılında Moda’da 15 metrekarelik bir dükkânda dondurma yapıp satmaya başlayan Ali Usta Dondurma’nın Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında müdavimleri bulunuyor. Halen 29 yıl önce taşındığı 45-50 metrekarelik dükkânında müdavimlerine hizmet veren Ali Usta Dondurma’da dondurmanın kilosu 35 TL. Moda Ali Usta Dondurma’nın sahibi Ali Kumbasar ser verip sır vermese de günlük satışının 1 ton seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Yaptığımız hesaplama ile ayda yaklaşık 1 milyon TL ciro yaptığını tahmin ettiğimiz dükkânın ününün kulaktan kulağa yayıldığını söyleyen Moda Ali Usta Dondurma’nın sahibi Ali Kumbasar, “Kış ayları bile satışlarımızı etkilemez” diyor. Şimdiye kadar hiç şube açmayı düşünmeyen Kumbasar da artık büyümenin zamanının geldiğini düşünüyor. Ama o da diğer meşhur dükkânlar gibi şubesini kendi açma taraftarı… “Önümüzdeki yıl içinde kendimizin işlettiği bir şube açmayı düşünüyoruz” diyen Kumbasar’ın dondurmasını ünü İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya’nın çeşitli basın organlarında bile yer almış.

    Bir tost bir ayrandan ayda 90 bin TL ciro
    1976 yılında Mehmet Zeki Yıldız tarafından, Şaşkınbakkal’ın ilk büfesi olarak açılan 11 metrekarelik Barış Büfe, bugün Anadolu yakasında dört şubeye sahip. Hepsi de küçük küçük dükkânlar. Yıldız ailesi küçücük dükkânlarına mal yetiştirebilmek için imalathane bile kurmuş. 1986 yılında açılan imalathanede üretilen ayran, beyaz peynir, taze kaşar, yoğurt ve kavurma gibi büfenin tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Kapısında sürekli kuyruk olan Barış Büfe’de ikinci kuşak yönetici Barış Yıldız’ın verdiği bilgiye göre döner, sosisli gibi ürünlerin dışında sadece bir şubede günde 150 tost satılıyor. Büfede bir tost ortalama 2.5 TL. Buradan yola çıkarak bir tost, bir içecek üzerinden hesap yaptığımızda şirket sadece tost alan müşterilerinden günde yaklaşık 3 bin TL para kazanıyor. Aylık kazanç ise ortalama 90 bin TL. Büfenin tost gibi döner ve sosisli gibi ürünleri de çok satıyor. Şaşkınbakkal, Çiftehavuzlar, Etiler ve Küçükyalı olmak üzere 4 tane şubeleri olduğunu belirten Yıldız, büyüme planlarının yeni kendi şubeleri ile sınırlı olacağının sinyalini veriyor.

    Kibrit kutusu kadar dükkân ABD’den bile sipariş alıyor
    1895′ten beri Beşiktaş Tarihi Balık Çarşısı Meydanı’nda yer alan “Bulgar’ın Kaymağı” kahvaltı salonu salaş ortamı, özel üretim manda kaymağı ve bal gibi ürünleri ile 115 yıldır ayakta duruyor.
    Dedeleri Balkan Harbi’nde Bulgaristan’dan Beşiktaş’a göç eden Pando Şestakov’un dünyanın her yerinden ve İstanbul’dan müdavimleri var. Emirgan’da şimdi Lale Bahçesi olan arazide, eskiden mandıralarının ve 150 baş hayvanlarının olduğunu belirten Şestakov, “Benden sonra işin başına geçecek kimse yok. Eskiden sadece günde 200-300 tane yoğurt satardık. Şimdi herkes her işi yapıyor” diyor. Tüm ürünleri kendi özel imalatı olan Pando Amca’nın mönüsü yumurta, bal, manda kaymağı ile eşinin yaptığı ev yapımı reçellerden oluşuyor. Dubai, Fransa ve Amerika’dan özel olarak kaymak siparişi alan Pando Şestakov, İngiliz Wallpaper, BBC, Fransız gurme dergileri, Alman televizyon kanalı gibi basın organlarında bile yer almış.

  3. Ses İle Pazarlama
    2004 yılında Garanti’de çalışıyor iken “konuşan ekstre” yapalım diye bir öneri getirmiştim. Gönderdiğimiz elektronik ekstrelerin(pdf) içine reklam spotu eklemekti ve bir örneğini hazırlamıştım. Maalesef o dönemde tutulmayan bir fikir olsa da 2008 yılı sonunda bu sefer Garanti’nin danışmanı iken tekrar gündeme getirdiğimde ilgilenildi ve üye işyerlerinin ekstrelerine ses eklendi.

    Ses bence alternatif kullanım yolları ile pazarlamada yeni bir konsept olarak daha fazla önem kazanmaya başlayacak. Aslında pazarlama açısından ses kayıtlarının ya da canlı olarak sesin daha verimli kullanılabileceği ve çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bu yüzden SES’ i ” akıllı ” kullanma konusunda birkaç cin fikri sizlerle paylaşmak istedim;

    Otomatik dilenciler – Size yoldaki bir makine yapacağınız bağışın Çocuk Esirgeme Kurumuna vb. gideceğini söylese ve hatta belki çocukların kendi seslerinden şiirler okusa. Sokaklarda bizlerden çok daha zengin olan dilencilere para vermekten daha iyi olmaz mı?

    Turizm – Aslında miniaturk, gezi botları vb. yerlerde artık birkaç dilde size orayı anlatan ve bilgi veren cihazlar var. Elinizdeki bileti makineye okuttuktan sonra dil seçeneğini seçip dinlemeye başlıyorsunuz.

    Sanal Açıklayıcılar – Bazı makinelerin nasıl kullanılacağı çokta kolay olmuyor. Örneğin artık birçok mağazada karşıma çıkan 2 YTL’yi içine atıp kolu çevirdiğinizde oyuncak düşüren makineler var. Bu makinelere 30 saniyelik bir ses kaydı konup insanlara yol gösterilebilir. Aynı şekilde bankaların ATM makinalarınada bu tip sesli yol göstericiler konulmalıdır.

    Hoşgeldin – Bir restauranta, otele yada mağazaya girdiğinizde size hoşgeldin diyen, çıkarken güle güle diyen bir ses kaydı hoş olmaz mıydı.

    Minyatür – Doğum günü pastanızın mumları yandığında yada hediye paketini açtığınızda tebrik mesajınıda dinleyebilirsiniz. Hatta hediye paketinizden çıkan bir kodu internette bir siteye girip hediyeyi size gönderenin mesajını dinleyebilseniz fena mı olurdu?

    Mağazalar – Aslında birçok mağaza şu departmanda şu indirim var vb. kullanıyor ama hiç biri şu markanın promosyonu şu bölümde gidin tadın yada bugün şu gazeteyi okudunuz mu vb. bir mesajı vermiyorlar.

    Ringback tone’lar – Birisi sizi cep telefonunuzdan aradığında ona müzik dinletebiliyorsunuz. Hatta bir dönem telesekreter mesajınızı kendiniz kaydedip onu da dinletebiliyordunuz.

    Espiri – Evdeki telesekreterinize bir fıkra yada bir anınızı kaydederseniz siz evde yokken arayanlar bunu dinleyebilirler. Eğer bir kurumsanız neden reklam spotlarınızı yada scriptlerinizi koymayasınız ki?

    Gelecekte – Size evden çıkarken açık unuttuğunuz ışıkları yada cihazları hatırlatma, arabanızdan inerken dışarının hava durumunu hatırlatabilir.

    Ciddi Öneri: Bir bankanın internet sitesine girdiğinizde ve bilgisayarınızda mikrofon var ise ör.”Garanti” dediğinizde login sayfası açılsa iyi olmaz mıydı? Ama o kadar…Daha fazla yüksek ses ile finansal bilgileri ifşa etmenin manası yok:)))

  4. Nano Teknolojik Isınma Dönemi Vecta

    Moleküler Isı Transferi Sistemi’ (HeatPowercell) ile enerji alanında çığır açan Vecta, yüzde 80’lere varan enerji tasarrufu sağlayan ürünleriyle son yılların en önemli buluşlarından birine imza attı.Tamamı Türk ortaklı Baytek’in yüzde 100 yerli teknoloji kullanarak ürettiği ve dünya patentini de aldığı Vecta markalı ürünlerin tanıtım toplantısı 14 Ocak Çarşamba günü Mövenpick Hotel’de yapıldı. Toplantıya enerji teknolojileri konusunda devrim yaratan ürünün yaratıcısı ve Baytek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kuşbaygı ve Baytek CEO’su İsmet Başgül ev sahipliği yaptı.
    Enerji sistemlerinde devrim‘Moleküler Isı Transferi Sistemi’ ile enerji kullanımı konusunda bir devrim yaratacaklarına dikkat çeken Hakan Kuşbaygı, bu buluşlarıyla sadece Türkiye’de değil tüm dünyada önemli bir adım atacaklarına inandıklarını söyledi. Ürünlerinin hem Türkiye hem de dünyada kullanımı için gerekli patent başvurularının yapıldığını da belirtti.

    TESADÜFEN BULUNDU

    Çalışmalarına 2000 yılında başladıklarını kaydeden Kuşbaygı, bir grup mühendisin yoğun çalışmalarıyla böyle bir sonuca ulaştıklarını belirtti. Sistemi tesadüfler sonucunda bulduklarını da kaydeden Kuşbaygı, şunları anlattı:
    “Tesadüfi bir olay sonucu, bir metalin ısı iletimi konusundaki aykırı davranışta bulunduğunu gördük. Yüksek kapasiteli bir kaynak makinesine rağmen metal boru bir türlü kaynak tutmuyor, aldığı ısıyı anında iletiyordu. Borunun içinden su geçtiğini fark ettik. Sonra kendimize şu soruyu sorduk. ‘Acaba içinden hiçbir şey geçmese de metal ısıyı yine de hızla iletebilir mi?’ Kafamızı kurcalayan bu olayın üzerinde çalışmaya ve araştırmaya başladık. Bugün HeatPowercell ya da Türkçe’deki karşılığıyla “Moleküler Isı Transfer Sistemi” dediğimiz sistem 7 yıl boyunca bu konudaki çalışmamız sonucu doğmuştur. Bu sistemle nasıl ürünler üretebileceğimizi ve nasıl uygulayabileceğimizi araştırdık. Ürünlerimizi ürettik ve ekonomik ve ekolojik açısından birçok testten geçirdik. Bu, uzun ve meşakkatli bir süreçti. Ürünlerimiz öncelikle Türkiye Standartları Enstitüsü (TSE) ve Türkiye’nin önemli üniversiteleri tarafından da test edildi. Bu testlerin de sonucunda üretime geçtik. Ürünlerimiz artık tüm Türkiye’de ve dünyada birçok ülkede satışta. Ürünlerimizin en önemli özelliği enerjiden yüzde 80’lere varan tasarruf sağlaması. İnanıyoruz ki bu buluşumuzla dünya bilim tarihine adımızı yazdıracağız.”
    YÜZDE 80′E VARAN TASARRUF
    Vecta ürünlerinin yüzde 80’lere varan tasarruf sağladığına dikkat çeken Hakan Kuşbaygı, “2008 kışında kullanılan sobaların yüzde 25’i Vecta olsaydı, Türkiye Keban Barajı gibi bir barajı yeniden yapabilecek tasarrufu sağlayabilecekti” dedi.
    Ortaya çıkardıkları ürünleri Vecta markasıyla piyasaya sunduklarını söyleyen Baytek CEO’su İsmet Başgül, ilk etapta elektrikli ısıtıcılar, kalorifer peteği ve seralar için özel üretilmiş ısıtıcılarla piyasaya girdiklerini ifade etti. Yeni buluşlarıyla birlikte bu alanda konusunda yepyeni bir çağ açan ve bugüne kadar bilinen tüm ısınma sistemlerinden daha verimli ve avantajlı olduklarını kaydeden Başgül, “Vecta markalı ürünlerimiz ‘Moleküler Isı Transfer Sistemi’ ile donatıldı. Bu sistem sayesinde az enerjiyle çok ısınma olanağı sağlanıyor. Sistemde kullanılan ‘Heatpowercell’ ile ısı enerjisi çok hızlı ve homojen bir şekilde tüm yüzeye yayılıyor. Çok az miktarda enerji ile çok üst seviyede ısı yaratılıyor. Piyasada kullanılan ısıtma teknolojileri içinde Vecta ürünlerine emsal oluşturabilecek, gerek yakıt tüketimi, gerekse imalat teknoloji ile benzer bir sistem bulunmuyor” dedi.

    500 KİŞİYE İSTİHDAM Şu anda üretimi, İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan 9 bin metrekarelik fabrikada ve ARGE Departmanında 150 kişilik bir istihdamla devam ettirdiklerini belirten Başgül, yeni fabrika alanları aradıklarını da ifade etti. İstanbul dışında da yer baktıklarının altını çizen Başgül şirket olarak 2009 sonuna kadar istihdam sayısının 500’e çıkarılmasının planlandığını da kaydetti.
    Moleküler Isı Transfer Sistemli ürünler
    Vecta ürünlerinin geleceğin buluşu olduğuna dikkat çeken Baytek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kuşbaygı, ürünlerinin hayata ekonomik, ekolojik ve teknolojik çözümler sunduğunu kaydetti. Hakan Kuşbaygı, sistemi şöyle anlattı:
    “‘Moleküler Isı Transferleri Sistemi ile madde, atomları etrafında sürekli hareket halinde bulunan elektronların ısı yüküyle yükletilip yüklenmiş oldukları bu ısı yükünü diğer atomların elektronlarına aktarmasıyla, ısı enerjisinin hızlı bir şekilde iletilmesini sağlayan nano teknoloji sayesinde, ısıtma teknolojilerinde bugüne kadar geliştirilmiş en ileri sistemdir. Isı enerjisini, hemen hemen hiçbir kayıba uğramadan kilometrelerce taşıyabildiğinden, jeotermal kaynaklardan elektrik enerjisi üretimine, klimalardan elektrikli ısıtıcılara hatta buzdolaplarına kadar geniş bir perspektifle kullanılabiliyor.“

    ÜRÜNLER
    Elektrikli Isıtıcılar:
    Yüksek oranda ekonomi sağlayan Vecta Elektrikli Isıtıcılar gördüğü yüzeyi değil, bulunduğu mekanın tamamını ısıtıyor.
    Radyatörler: Yakıt sistemi ne olursa olsun, Vecta Radyatörler ısınma sistemini değiştirmeye gerek duymadan ısıtma sağlıyor ve önemli enerji tasarrufları yaratıyor.
    Sera Isıtıcılar: Vecta Sera Isıtıcıları seraları düşük maliyetlerle eşit şekilde ısıtıyor. Bu sayede ürünlerin koruma altında, verimliliği ve karlılığı artıyor.
    Kaynak:Habertürk

  5. bu sayfadan morfikirlere ulaşabilirsiniz

  6. ben vivasan ürünlerini elimde bulunduruyorum. Bunların pazarlamasını ve üye bulabilmem için neler yapmam gerekir bilgilendirirseniz sevinirim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>